“Alışagelme” dedim…

Alışagelme dedim çünkü artık taciz olayları o kadar gündemde, o kadar yaygın ki, normal bir durum gibi algılanmaya başlandı. Tacizin hiçbir türlüsünü kabul etmiyoruz! Ne kadına yapılanı, ne erkeğe yapılanı, ne de salatalıkla kedileri korkutmayı…

Yerkürede yaşayıp da tacize uğramayan yoktur sanırım. Ne kadar üzücü bir durum olsa da bu gerçekle yüzleşmeliyiz. Çünkü sustukça şiddet artar, taciz meşrulaşır. Öyle ki, artık kişiler tacize uğradıklarını fark etmiyorlar bile… İnsanlar tacize uğramaktan korkuyorlar, uğradıklarında da anlatmaktan çekiniyorlar. Ne yapsak, ne etsek de insanlar tacizin meşru olmadığını anlasa, dedik ve remix video’muzu hazırladık. İşte biz, tacize uğramaktan rahatsız oluyoruz, korkuyoruz, bu tehditle yaşamak istemiyoruz!

Reklamlar

Adet takvimi

PS_20160223_135408-02

Kadın sabahleyin erkenden kalktı. Yanında horlayan kocasına döndü yüzünü. Yaşlı adamın yüzünü incelemeye başladı. Nasıl oldu da bu kadar erken yaşlandıklarını düşündü. Bu düşünceler kadının canını sıktı. Kendi kendine hala genç olduğunu kanıtlamak istercesine yataktan denize atlar gibi zemine sıçradı.  Kocası patırtıya uyandı mı diye dönüp baktı. Uyanmamıştı. Kadın banyoya girdi ve hazırlanıp evden çıktı.

Sabah güneşi kadının yüzüne vursa da havada sert bir soğuk vardı. Kadın, ağzını ve burnunu kapatacak şekilde atkısını yüzüne sardı. Yürüme hayalini ertesi güne bırakıp otobüs beklemeye başladı.

Otobüste genç bir kız, kadına yerini verdi. Kadın usulca oturdu.

Yolculuğu bitince, ilk iki katından yukarısı tahta olan binaya girdi kadın. Bulunduğu dairenin duvarları rutubetli, arka odasında öğrencilerini beklemeye başladı.

Öğrencileri gelince derse başladılar. Kadın, yılların verdiği alışkanlıkla hızlı hızlı İngilizce konuşmaya başladı. Kadın, bir zaman sonra baktı ki çocuklar, kadının söylediklerini takipte zorlanıyor; azıcık yavaşladı. Her şeyde acele etmesinin nedeni zamanının değerini bilmesi miydi yoksa yaşlanmaya başladığı için az zamanı kaldığını düşünmesi miydi? Bunları düşünürken konuşması daha da yavaşladı. Okumaya devam et

Pembe çanta

Free-Shipping-font-b-Pink-b-font-Melody-font-b-Sanitary-b-font-Napkin-Bag-StorageOrtaokulu bitiren bir genç kız, yaz tatilinde okuldan arkadaşını ziyarete gider…

Ziyaret edilen bendim. Dursiye en yakın arkadaşım değildi, zaten o günden sonra buluşmak için özel bir çaba sarf etmedik. Canı sıkılmış ve gelmiş, o kadar.

Ne yaptığımızı, nasıl zaman geçirdiğimizi pek hatırlamıyorum. Dursiye’nin gelişi benim ilk regl günüme denk gelmese, bu buluşmayı da anımsayamazdım büyük ihtimalle.  Okumaya devam et

Toplumsal cinsiyet üzerine bir Dekalog

A-Short-Film-About-Love-Sinematopya“Piç kurusu” filmde geçen ilk küfürdü. Bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliriz. Babası belli olmayan çocuklara “piç” denir. Çocuğun annesinin belli olması hatta çocuğu bir annenin doğurduğu kimsenin umurunda değildir. “Baba” sözcüğünü yüceltir bu küfür. Ve olaya namus açısından da bakarak, çocuğu “peydah etme”ye kadar götürür işi. İşte kavramların göstergeleri bellidir; p, i, ç harfleri. Fakat bu kavramlara atfedilen yan anlamlar, kimi zaman incitici olabilir. Bu yan anlamları toplumun belirlediğini de unutmamak lazım… Sonuçta dil dediğimiz dizge, toplumsal bir uzlaşım ürünüdür.

Filmde, genç bir çocuğun, kendinden yaşça büyük bir kadına platonik aşık olması ve onu, odasına kurduğu teleskopla işten arta kalan zamanlarında izlemesi anlatılıyor. Kadının evinin sürekli açık olan perdeleri, çocuğun kadını görmek için ayrıca bir çaba sarf etmesine gerek bırakmazken, çocuk yine de yakın iletişim olanaklarını kolluyor. Zira teleskop, kadını çocuğa yaklaştırırken aslında uzaklaştırıyor da, iletişim şansını azaltıyor. Okumaya devam et