Haklı Gururun Sevinci

Haklı gururun sevinci bu yaşadığım. Öyle ki her konuşmamda severek ve hala heyecanlanarak bahsediyorum yaşadıklarımdan. Heyecanımı, hislerimi, düşüncelerimi anlatmadan önce en başına dönmek istiyorum.

Eylül ayında yeni bir sosyal sorumluluk projesinin başlayacağının duyumunu aldım; başlığı ve içeriği beni çok heyecanlandırdı. “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” adı altında ‘Var Olmayan Eşitlik’ten bahsedecektik aslında; ilerleyen dönemlerde daha iyi farkına vardığım. Velhasıl kelam, güzel bir başlangıç yaptık. Öncelikle kendimize bir isim bulduk, JİN FİKİRLER. Bizleri çok iyi yansıtan bir isimdi bu. Her Cumartesi saatlerce beraber olduk. Konumuzla ilgili kitap okumaları, film izlemeleri, sergi gezmeleri, sinema seansları yaptık. Bir o kadar da sanatsal bir atölyeydi yani. Her buluşmamız dolu dolu geçiyordu. Atölyenin başında kendi  videomuzun çekileceğini biliyorduk. Bu yüzden çekim, montaj, fotoğraf vs. derslerimiz oldu. Birbirinden başarılı bir sürü insandan öğrenmemiz gereken her şeyi öğrendik ve bunları kendi videolarımızda uyguladık. Sanırım benim için en heyecanlı olan kısmı burasıydı, uygulama.

Ve artık atölyenin sonuna yaklaşıyorduk. Yapacağımız videolar ile ilgili çalışmaya başladık. Bir süre beyin fırtınası yaparak ortaya nasıl bir video çıkmasını istediğimizi düşündük; konusunu, mesajını, mekanını ve bunun gibi her şeyi. Tabii her şeye en başında karar veremedik. Her gün yeni şeyler eklendi, bazı şeyler eksildi. Sınavlarımın olduğu günlerde koşa koşa çekime gittiğim günler en stresli günlerdi benim için ama çokta tatlı bir stres ve yoğunluktu bu. Bir yandan sınavlarıma çalışırken bir yandan senaryomu yazdığım geceler gibi olsun tüm gecelerim. Çünkü hayatımda ilk defa kendi filmimi yapıyordum. Küçük bir yönetmen olmuştum artık. Hep bir izleyici olarak anlamaya çalışıyordum kullanılan ışığın açısını ama artık uygulayarak, karar vererek anlıyordum. Bunun gibi bir çok şeyi öğrenmiştim.

Videomu çekerken bir sürü kişi fikirleriyle, maneviyatıyla, varlığıyla destek oldu bana. Ve yine aynı kişiler 30 Mayıs’ta yaptığımız ilk gösterim günü de yanımdaydı. Bu gerçekten her insanın tatması gereken bir duygu. Başarısını bildiği kızının veli toplantısına giden anne gibiydi herkes. Gösterim günü beklediğimden daha iyi tepkiler aldık. Çalışmalarımız çok beğenildi. Sanırım vermek istediğimiz mesajı küçük de olsa vermeye başladık. İşte haklı gururun sevinci buydu!

En az 6 ay gider ömründen!

biber_gazi_savunmaEvimiz dışında kendimizi hiçbir yerde güvende hissedememe durumumuz ne olacak? Ne sokakta ne okulda ne lokanta da… Kendimizi hep korunaksız hissetmemizin asıl sebebi ne peki? Her kadının aklında bu sorular ve bunlara yönelik çözüm üretme çabaları… Ama her çözümümüz çürütülüyor nedense. İşte ben de kendimi dışarıda, özellikle yalnızken, daha korunaklı hissetmek için kendimce bir çözüm buldum. Biber gazı beni koruyabilirdi! Ta ki o güne dek…

Okula gitmeden önce AVM’deki kitapçıya uğrayıp kendime kitap alacaktım. Hava soğuk. Bir an önce kendimi AVM’nin kapısından içeri atmalıydım. Zaten AVM’nin girişinde çanta kontrolü için sıraya girmek pek çirkin bir şeydi. Bir X-Ray cihazından çantamızı geçirmek için hepimiz sıraya giriyorduk, ne kadar ironik. Çantamı X-Ray cihazına bırakıp, kendim ayrı bir kontrolden geçtim. Güvenlik:

-Çantanda deodorant mı var? dedi.-Hayır, diye yanıtladım.
-O halde biber gazı var, dedi.
Bu sefer;
-Evet, diye yanıt verdim güvenliğe.
-Onu alamayız içeri, dedi.
-E, ne yapacağım o zaman onu? Size versem çıkışta alsam olur mu? dedim.
-Hayır, emanet alamıyoruz biz. Hem onu taşımanın cezası 6 aydan başlıyor. Biz bile taşıyamıyoruz onu, dedi.

Bu konuşma esnasında tek kaşım kalkıktı fakat güvenlik hiç suratıma bakmıyordu. Kendimi suç işlemiş gibi hissettim. “Biz bile taşıyamıyoruz, sen kim oluyorsun da onu taşıyorsun?” demek istedi sanırım bana. Hem ben de erkeklerin biber gazı taşımaya pek ihtiyaçları olduğunu düşünmediğim için benimle dalga geçtiğini anladım.
Haklıydı aslında. Eğer bir copum olsaydı belimde ben de taşımazdım ki. Ne gerek var?
Kendince beni uyarmaya çalışıyordu ama kızdım işte nedense. Aslında kızmam gereken güvenlik değil. Böyle bir kararı yürürlüğe koyanlar. Ben artık kendimi nasıl koruyabilirdim ki diye düşünürken güvenliğin ilk defa bana baktığını gördüm. Sanırım artık “Ya gir, ya çık.” Demek istiyordu.
-Peki o halde, ben biber gazını dışarıda çöpe atıp öyle gireyim, dedim ve çıktım.

Ben de nasıl bir hissiyat oluşturduysa güvenliğin söylediği, dışarıda çöp kutusu ararken kimseye belli ettirmemeye çalışıyordum. Çünkü bir biber gazını çöpe atacaktım ve kimse beni bu şekilde görmemeliydi. Neden bu kız biber gazı taşıyor ki? Hem neden biber gazını çöpe atıyor ki? İnsanların aklında böyle soruların canlanmaması bir ilk olurdu herhalde. Kıvrım kıvrım kıvranarak attım sonun da o “lanet olası” şeyi çöpe. Daha nelerle karşılaşacaktım kim bilir.

Ve dışarıda kendimi korumak için artık hiçbir yöntemim yoktu. Çünkü benim çözümümü de çürüttüler. Sanırım tek yol karate öğrenmek!10667Davies_8261970March

Kırmızı değil, kan gibi de değil…

e8d20240cd3e3e08afdd422005292ed8650xjpg-728x728

8. sınıftaydım. Nasıl heveslenmiştim o zamanlar adet olmaya. Sanırım konuştuğum kızlar adet olmuştu ve ben hala olmamıştım. Üzülmüyordum ama çok sabırsızlanıyordum. Çünkü bununla birlikte büyüyeceğimi biliyordum. O zamanlar göğüslerim de tam çıkmamıştı. Adet olduğumda göğüslerim büyüyecek, boyum uzayacak, daha da güzelleşecektim bir anda. Sınıfımdaki arkadaşlarıma öyle olmuştu çünkü. Hepsinin göğüsleri bir yıl öncesine göre daha da kocaman olmuştu. Bazıları çok erken adet olduğu için sınıfın ablaları gözüyle bakıyorduk onlara. Saçma! Okumaya devam et

Ehlileştirilmemiş…

mustang poster2“Mustang” filmini izleyen herkesin aklına ilk olarak ‘Filmin adı neden Mustang?’ diye bir soru takılır diye düşünüyorum. Film, Türkiye-Fransa-Almanya yapımı bir film ve dil ise Türkçe. Bu durumda neden filmin adı yabancı diye de düşündürtüyor insanı. Peki öyleyse; gelin bir bakalım ‘Mustang’ ne demek.

Amerika’ya özgü vahşi atlara verilen bir isimmiş Mustang. Mustang’ler ise genelde Amerikan Birleşik Devletlerinin batı eyaletlerinde sahipsiz, başıboş gezen yabanileşmiş atlardır. Bunun yanı sıra İspanyolca’da yoldan çıkmış anlamına da geliyor. Okumaya devam et