Yeşilçam ve cinsiyetçi söylem

Gelecek sene 100. yılını dolduracak olan Türk Sineması, 1917 yılında çekilen ilk konulu filmi olan Pençe’den sonra pek üzerinde durulmayan cinsiyetçilik meselesi “Jön Diye Sana Derler!” adını verdiğımiz remix videomuza konu olmaktadır. Remix videoda, belki defalarca izlediğimiz ama üzerinde durup düşünmediğimiz ya da düşünemediğimiz Yeşilçam filmlerindeki cinsiyetçi söylemler ve bakışlar ortaya çıkartılmaya çalışılmaktadır. Video bu cinsiyetçiliği sorgulamamıza vesile olurken aynı zamanda kadın bedeninin ne kadar kolay bir şekilde sömürüldüğünü ve egemen erkek bakışın filmlerdeki baskınlığını gözler önüne sermektedir. Video boyunca  arkada devam eden “Nuri Alço operasyon müziği” olarak isimlendirilen melodi gülümsememize vesile olurken aslında “operasyonları” ya da tacizi ne kadar kanıksadığımızı bize göstermektedir.

Videom daha çok Yeşilçam Jön’lerinin cinsiyetçi söylemlerini içeriyor çünkü biz yıllarca Jön’leri çok sevdik, beğendik, imrendik hatta belki de böyle bir sevgilimiz olur diye dua da etmişizdir. Ama aslında bu Jön’ler çok masum değil, söylemlerinde bir sorun var. O takım elbiselerin parlak, jöleli saçların altında yatan bir pislik, bir canavar var.

Yeşilçam filmlerinden kesitler içeren bu video aynı zamanda sinema seyircilerine küçük bir mesaj da veriyor; evet izleyin, Yeşilçam, İran, Kore Sineması izleyin ama ne izlediğimizi bilelim. Kadından bahsederken onu niteleyen sıfatlara dikkat edelim. Gerekirse izlemeyi bırakalım. Ben ve kardeşlerim artık Yeşilçam izlemiyoruz mesela. Kadınların aşağılandığı filmleri bir kadın olarak izlemem için hiç bir sebep yok!

Gulêxan

Küçükken Her Şey Çok Güzeldir Buna Vajinalar da Dahil!

  images (7) 
Ne kadar rahatlamış ve zevkten dört köşe olmuş olabilir bir vajina, klitoris diye bir parçasından habersiz iken?Dakikalarca sevişip hiçbir şey anla(ya)mayan kadınlar, ahh ahh… Çok daha mükemmel olabilirdi her şey soyunup yatağa girdikten sonra ya da sevgili ile yaşanılan ve yaşanılacak olan küçük kaçamaklar. Nasıl tarif edilebilir klitorisin sana verebilecekleri? Hiç tuzun tadına bakmamış birine tuzun tadını anlatmaya çalışmak gibi… Önce sadece dilinde hissedersin tuzun tadını ve sonra iliklerine kadar işler bu. Ve ufaktan ufaktan titrediğini bile hissedebilirsin. İşte böyle anlatılabilir orgazm olmak, boşalmak, kendini kaybetmek ya da neye sahip olduğunun ve ona nasıl davranman gerektiğini bilmek diyelim. Ama en kötüsü ne biliyor musunuz? Boşalabildiğinin, orgazm olabildiğinin farkında olmadan yaşlanan kadınlar. Geriye almak imkansız şimdi zamanı.

Okumaya devam et

Bir Zıbın’ın Varol(ama)ma Sebebi

images (3)

“Bir daha dünyaya gelme şansınız olsaydı, kim olarak gelmek isterdiniz?” Opppss… Yanlış oldu. “Birer nesne olarak gelme şansınız olsaydı ne olarak gelmeyi seçerdiniz? “diye soracaktım. Güzel bir kitap olmak hiç de fena gelmiyor kulağa ya da bir piyano ya da güzel bir tükenmez kalem ya da şık bir palto… Peki, kaliteli bir fötr şapka? Ne kadar da çok  seçenek var. İşin içinden çıkmak zor gibi görünüyor. Ama ben kararımı vermiştim. Bir zıbın olarak ikinci hayatı yaşamaya hazırlamıştım kendimi. Her şeyimle, bütün varlığımla ya da bütün nesnelselliğimle. Evet güzel siyah bir zıbın -oldum olası sevmişimdir siyah iç çamaşırlarını-, atlet kısmında ince dantel detayları olan, askısının da incecik olduğu şık bir zıbın. Peki ben neden seçmiştim bir zıbın olmayı? Neden bir külot, atlet ya da pantolon değil de zıbın? Düşünüyorum da, sebepsiz seçmişim gibi hatırlıyorum. Ama bence bunun üzerine kafa yormalıyım. Elbet bir gün bu soru ile yüzyüze gelecektim ve bunun üzerine hiç düşünmemiş olmak, büyük bir terbiyesizlik olarak görülebilirdi. Ne olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi bilmek, kendimiz için yapacağımız en güzel şey… Okumaya devam et

TEK BAŞINA, KENDİ KENDİNE YETMEYE NE ZAMAN KARAR VERİR BİR KADIN?

imagesGenceciktim, gençtim, güzeldim ve kendimi bir erkeğin, abinin, babanın  geniş omuzları gölgesinde çok  güvende hissediyordum. Gençlik işte, sürekli bir şeylere bağlanmak,  bel bağlamak, sırtını dayamak ister. Güzeldir de. Taa ki başka bir erkek tarafından taciz edilip, aslında  babanın  geniş omuzlarının da işe yaramadığını görene dek.

Sekiz yıl evveldi. Liseliydim, içim  kıpır kıpırdı. Güzel gri bir eteğim vardı giyerken zevk aldığım ve tabi bir de beyaz gömlek. Hastane dönüşü  babamla otobüsteydik, her zamanki gibi tıkış tıkış, iyyy… Hâlâ da sevmem tıkış tıkış  otobüsleri, metroları. Birine  dokunmak zorunda kalmak ne iğrenç bir duygu! Ve tabii daha iğrenç olan, başkası tarafından, daha önce  hiç  rast gelmediğin biri tarafından dokunulmak… Hayata, kişiliğe  müdahalenin tam kendisidir bu. Okumaya devam et

Decalogue 6 – Platonik bir aşk üzerine kısa bir film

imagesKlasik İbranice ve Latince dillerinde On Emir anlamına gelen Decalogue, dini inanışa göre, Sina Dağı’nda Tanrı tarafından 2 taş tablet üzerinde verildiği söylenen bir dizi dini ve ahlaki öğretiler bütünüdür. Bu öğretiler şu şekildedir:

•Karşımda başka ilahların olmayacak.

•Kendin için oyma put, yukarda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın, onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin.

•Yehova’nın, Rab’ın ismini boş yere ağıza almayacaksın.

•Sebt gününü takdis etmek için onu hatırında tutacaksın. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün efendin Rab’e Sebttir. Sen ve oğlun ve kızın, kölen ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı.

•Babana ve anana hürmet edeceksin.

•Öldürmeyeceksin.

•Zina etmeyeceksin. Okumaya devam et

Mustang ne kadar özgür?

images (3)

‪Bir yere ait olmayan insanın oranın öyküsünü yazma hakkı var mıdır?  Varsa anlatılan öyküye hangi gözle bakacağız ya da hangi gözle bakmayacağız? Ya da bir insan bütün kötü şeyleri konu edebilir mi öyküsüne, filmine? Nedir bir seyircinin izleme limiti? Ya da karakterlerin pısırık ise onlara vahşi, özgürlük düşkünü gibi isimler vermek ne kadar mantıklı? Bu okuyucuyu, seyirciyi kandırmak anlamına gelir mi? Okumaya devam et